Pap smear testi nedir?

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 18:20

pap smear testi nedir

Pap Smear testi,rahim ağzı kanserlerinin kansere dönüşmeden erken safhada yakalanmasını sağlayan,jinekologlar tarafından yapılan ,ucuz,kolay ,ağrısız bir testdir. Pap-smear testi olarak da adlandırılır.
Smear alınması oldukça kolaydır.Ağrı ve acıya neden olmaz.Jinekolojik muayene sırasında vajinal spekulum takıldıktan sonra serviks gözle görülür,plastik bir fırça ile rahim ağzından ve vajinadan ayrı ayrı sürüntü alınır.İki ayrı cam üzerine yayılır.Alkol veya sprey yardımı ile tesbit edildikten sonra incelenmek üzere patolojiye gönderilir.
Smear alınmadan çnce 2-3 gün içinde vajinal tablet kullanılmamış olmalı,1 gün öncesinde cinsel ilişkide bulunmamış olmalıdır. Smear testi cinsel hayatı başlamış her kadının yılda bir kez yaptırması gereken bir testdir.Ayrıca gerektiğinde hamilelik sırasında da yapılabilir.Smear testinde patoloji saptanırsa daha sık aralıklarla tekrarlanması gerekebilir.
Smear testinde yanlış değerlendirme oranı % 25 dir.Patoloji var olduğu halde % 25 vakada sonuç normal gelebilir.
Smear testi 50 yıldan fazla bir zamandan beri yapılmaktadır.Pap-smear testi 1950 lerden 1990 lara kadar rahim ağzı kanserlerinden ölüm oranını % 70 azaltmıştır.Ve bu oran bugünde daha azalmaya devam etmektedir.
Son yıllarda kullanılmaya başlanan sıvı bazlı ince yayma teknikleri ile yapılan smear testinin duyarlılığı daha fazladır.Hatalı negatiflik oranı % 4-5 civarındadır.Thin-prep denilen teknikle yapılan smear testi ile ayrıca HPV tipleri de araştırılmaktadır.HPV enfeksiyonun son yıllarda hızla artması sonucu smear testi daha fazla önem kazanmıştır.
ANORMAL SMEAR SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
ASCUS
ASCUS önemi bilinmeyen anormal hücreler olması anlamını taşır.ASCUS demek mutlaka hücre bozukluğu olacak anlamını taşımaz.ASCUS olanların % 55 inde hücrelerde bozulma vardır.ASCUS raporu gelirse smear 3 kez 4 er ay arayla tekrarlanır.Bu arada enfeksiyon tedavisi uygulanır.3 kez negatif sonuç gelirse smear yılda bir kez smear testi yapılır.Smear tekrarı yaptırılmak istenmiyorsa kolposkopik biyopsi uygulanır.Ayrıca HPV DNA testi yapılarak sonuca ulaşılabilir.Menapozda ASCUS saptanırsa östrojen tedavisi sonrası tekrar smear yapılır.Tekrar ASCUS gelirse kolposkopik biyopsi yapılır.ASCUS luların % 55 inde HPV vardır.Bunlarında % 5-15 inde orta veya ağır CIN 1 denilen hücresel bozulmaya rastlanır.ASCUS da biyopsi yapılanların % 0,01-0,2 kanser hücresi bulunur.
ASC-H denen ve ağır hücre bozukluğu anlamını taşıyan smear testlerinde ise % 40-50 CIN 2 veya 3 yani orta ve ağır düzeyde hücre bozukluğuna rastlanır.
ASCUS takibinde son yıllarda direkt HPV tip tayini yapılması daha çok önerilmektedir.HPV negatif ise gelecek 2 yıl içinde ciddi hücresel bozulma olasılığı % 1,5 olduğu için yıllık smear takibi yeterlidir.HPV müsbet ise ve yüksek riskli tipi mevcut ise kolposkopik biyopsi ile takibe devam edilir.
ASC-H var ise % 35-100 HPV müsbet bulunur.ASC-H durumlarında %40-50 CIN 2-3 görülür.Bu nedenle ASC-H ise kolposkopik biyopsi ve sonucunda CIN 2-3 yok ise 1 yıl sonra smear ve HPV taraması yapılır.CIN 2-3 varsa tedaviye başlanır.
LGSIL ( LOW GRADE SQUAMOZ İNTRA EPİTELYAL LEZYON )
LGSIL düşük dereceli hücre içi squamoz lezyon varlığı demektir.LGSIL varsa kolposkopik biyopsi yapılır. % 70 inde CIN 1,%18 inde CIN 2-3 görülür. Nadiren kanser hücresi görülür.
CIN 1
CIN 1 saptanan hastaların %11-13 kısmı sonraki 2 yıl içinde CIN 2 ve 3 e geçer.Hastalığın ilerleme hızı HPV tipine göre değişir. HPV 16 saptanmışsa hastaların % 40 ında ilerleme gözlenir.Diğer onkojenik tiplerin varlığında % 10 ilerleme saptanmıştır.CIN 1 çıkan hastaların yoğun izlenmesi önerilmektedir.Kolposkopik izlemin yeterli olmadığı düşünülüyorsa LEEP işlemi uygulanmaktadır.Kolposkopi yeterli ise CIN 1 de hasta 6. ve 12. ayında smear ve kolposkopi ile izlenir.Bu izlemlerde HGSIL saptanırsa direk LEEP yapılır.
HGSIL (HIGH GRADE SQUAMOZ İNTRA EPİTELYAL LEZYON )
HGSIL olan hastaların %97 sinde CIN 2-3 görülür.Bu nedenle bu hastalarda kolposkopik biyopsi yapılır. sonucuna görede tedaviye başlanır.

Op. Dr. Ayşe DARAMA tarafından yazılmıştır.

sizlere www.netkadinlar.com farkıyla sunulmuştur

Etiketler:, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir