kendini aşktan yana şanssız görenlerden misiniz?

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 09:52

kendini aşktan yana şanssız görenlerden misiniz

Hayatı bir faks makinası gibi düşünün. İstediğinizi bir kağıda yazın ve yollayın. Cevap gelmedi diye vazgeçiyorsanız zaten o isteğiniz olmayacaktır. Ama cevap gelmesini beklemeden o yerine gitti diyorsanız doğru yoldasınız demektir. Ne demek istediğimi belki bazılarınız anlamadı ama sanırım yazının devamında doğru istemenin ne demek olduğunu anlayabilirsiniz.

İstemekte sınır yok. Hayatın hiç bir evresinde istemenin sınırı yok. Fakat elde etmenin bir sınırı var. Gelelim ne istediğinize ve nasıl istediğinize.

Hayatınızda olmasını istediğiniz kişi güzel, zengin, yakışıklı, atletik, çocuksuz, çocuklu, entelektüel, maceraperest, genç, olgun, canlı, heyecanlı, çekici, seksi, esprili, karizmatik… İsteyin istediğiniz kadar. Fakat gözden kaçırmamanız gereken isterken kendinizi de bilin. Ben bu kişiyi taşıyabilir miyim? Ben bu kişiye ayak uydurabilir miyim? Bu kişi benim sahip olduğum nitelikleri takdir edecek bilinçte mi? Bu özellikler benim için gerçekten olmazsa olmazım mı? hangilerini başkalarının ne düşüneceği kaygısıyla talep ediyorum? İlişkilerde paylaşım esastır, karşılıklı birbirini beslemek gerekir, mutlaka bir alışveriş söz konusu olmalıdır. Benim almayı umduğum ne? Peki karşılığında ne vaat ediyorum? Şu dünyada herkes için aradığı kriterlere uygun biri muhakkak ki var. İşte o da bizi arayan bir ruh mu? Yeterince istekli olur ve eğip bükerseniz  var;  amaaaa kendinizden epeyce taviz vererek elde edeceğiniz biri sizi uzun vadede acaba mutlu edecek mi?  Emek harcayın, fedakarlık yapın ama basit hevesler uğruna değerlerinizden, duruşunuzdan ödün vermeyin. Ruhunuz sporcuysa; sadelikten, doğallıktan yanaysanız sırf birileri beğenecek diye sahte sarışın olmayın mesela. Ya da onu etkilemek için sonradan terk edeceğiniz bir hayvanı sahiplenmeyin. Kıskançlık krizlerine girecekseniz sevgilim model olsun diye tutturmayın. Aşağılık kompleksine kapılacaksanız en zenginini istemeyin. Kendinizi iyi, güzel, değerli, rahat hissettiğiniz dengeyi en iyi siz biliyorsunuz. Kendinize bir iyilik yapın ve hakkınızda sizin ve bütünün hayrına olacak olanı isteyin.

Aşkı ararken, sırf biri olsun diye bir anlık heveslerle hareket etmeyin. O nasıl birini beğenir diye düşünürken kendinizi ise hiç ihmal etmeyin. Hayatınızı değerli ve eşsiz yaratılmış biri olarak kabul edin. Kendinizi sevin ve ikinci sınıf konumuna düşmeyin. Sen ne yapmaktan hoşlanıyorsun? Senin önceliklerin neler? çiçek yetiştirmek, bitkilerle ilgilenmeyi seviyorken sırf popüler değil diye köpek mi gezdirmeye başlayalım? Sırf havası olsun diye 5 yıldızlı bir otele tıkanıp zoraki sıcağın alnında güneşlenmemiz mi gerek? Doğunun Karadenizin güzelliklerini tarihini doğasını görmek istiyorsan ne duruyorsun turlara katıl. Seni sen yapan, başkalarının gözünde de ilgi çekici kılan kendine has tercihlerin, beğenilerin, bakış açındır. Can sıkıntısından sinemada ne varsa onu seyreden, eline gelen ilk kitabı okuyan, merak duymadığı müzeye laf olsun diye giden şuursuz bir tip olmayın. Okuyun, araştırın, öğrenin, seçimleriniz bilinçli tercihler olsun ki sizinle yolu kesişen, vakit geçirdiğiniz kişiler de aynı şekilde anlamlı olsun.

kendini asktan yana sanssiz gorenlerden misin 300x143 kendini aşktan yana şanssız görenlerden misiniz?

Pasif kalmayın. Seçilmeyi, beğenilmeyi, aranmayı, sorulmayı beklemeyin. Kiminle nasıl bir ilişki kurmak istiyorsanız bu ilişkinin temelini siz atın. Yeni biri ile tanıştınız, sosyal çevresi hareketli, eğlenceli bir grubu var, yanında olmaktan keyif alıyorsunuz. Herhangi bir program olmasa dahi, haftada bir alo deyin, hal hatır sorun, sohbet edin, kendinizi hatırlatın. Sizi arkadaş olarak gören, hoşlandığınız biri mi var? Onunla buluşmaya giderken giyiminize, konuşmanıza, parfümünüze ekstra özen gösterin. Doğum günümde yalnız olmak istemiyorum diyorsanız etrafınızdaki arkadaşlarınızın doğum günleri için plan yapın. X kişisi günümün nasıl geçtiğini sorsa keşke diyorsanız önce siz ona sormaya başlayın. Gece geç saatte aramasından şikayetçiyseniz mesajlarına ertesi sabah dönün. Samimi olmak istediğiniz biri ile samimi anılarınızı paylaşın. İnsanların sizinle olan diyaloğunu yine sizin tavrınız belirliyor. Bir müddet sonra karşı tarafın da sizi aynalamaya başladığını göreceksiniz.

Her tanıştığınız kişiyi müstakbel eş adayınız olarak hayatınıza almayın. Bir ömür boyu diyerek çıkacağınız bu yolda doğru tercihler yapmadığınız zaman ufacık sorunlar katlanarak kocaman olur. Bir ömür boyu bu surata bakabilir miyim? Bu duruma katlana bilir miyim? Dayanabilir miyim? Bilmem, bakabilir misin? Bunu kimse bilemez. Fakat bu sorulardan daha anlamlı olan sorular ise şunlar: Bugün benim için güzel miydi? Yarın da görüşmek ister miyim? Gün be gün yaşayarak görün. Anda kalın ve hayatın güzelliklerini maskeler takmadan yaşamaya çalışın. Zorlamayın, ertelemeyin, seviyorumun altına gizlenmeyin. Kendinize hissettiklerinize karşı dürüst olun. Veee evlilik değerlendirmesi için 6 ay sonra hissiyatınıza cevap versin: Onun yanında daha mutlu mu hissediyorum yoksa daha endişeli mi? İşte ilişkinize yön verecek bu sorunun cevabında gizli….

 

Kaynak: Sibel ŞENGÜL

 

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir