Cinsel İstek Azlığı ve Mutsuz Evlilikler

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 10:02

Cinsel İstek Azlığı ve Mutsuz Evlilikler

Birçok evliliğin bitmesinin nedenlerinden biri de cinsel istek azlığı. Cinsel istek azlığı ve mutsuz evlilikler konusunu sizler için hazırladık.

Cinsel İstek Azlığı ve Mutsuz Evlilikler..

Birçok evliliğin bitmesinin nedenlerinden biri de cinsel istek azlığı ve cinselliği yaşayamama kaynaklıdır.

Bu sorunun arkasında bir çok etken olduğu gibi en önemli etken ise ergenlik döneminde aile ve çevreden görülen yalan yanlış ifadelerle baskı geliyor… Sonuç ise mutsuz evlilikler… Bir yandan ayıp ve günahlar diğer yandan en güzel ve değerli hediye. Hayatın en büyük çelişkisi CİNSELLİK.

cinsel isteksizlik 300x225 Cinsel İstek Azlığı ve Mutsuz Evlilikler

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Memorial Hastanesi’nden Uz. Klinik Psikolog Ayşe Elif Orhon, kadın cinsel işlev bozukluklarından biri olan “istek azlığı”nın en çok bilinen kadınsal cinsel bozukluk olan “vajinusmus”tan da daha sık görüldüğünü söyledi.

Cinsel birleşmeye engel olmadığı için kadınların tedavi için başvurmadığını ifade eden Orhon, ancak bu durumun karşılıksız yaşanan cinselliğin çiftin ilişkisini olumsuz etkilediğini ve hayatı boyunca hiç orgazm olmamış sırf görev olarak yapan kadınlar mevcut..

Kadınların yanlış yönlendirilmesi ve eğitilmesi ile cinsellik sadece erkeğe ait bir dürtü gibi gösterilmesi kadının zevk almaması ve bu eylemi görev gibi yapması ardından ilgisiz, ruhsuz, isteksiz manoton bir seks yaşantısını beraberinde getiriyor.

Yanlış evlilikler

cinsel isteksizlik nedenleri 300x174 Cinsel İstek Azlığı ve Mutsuz Evlilikler

Cinsel işlev bozukluklarının genelinde fizyolojik ve psikolojik birçok nedeni bulunuyor. Çoğunlukla bu nedenler bir araya toplandığında hastalığın ortaya çıkışına sebep oluyor. Ayşe Elif Orhon hastalığın ortaya çıkmasındaki etken faktörleri şu şekilde sıraladı:

Psikoseksüel gelişim aşamalarında ortaya çıkan aksaklıklar çocukluk dönemine ait bilinçaltı çatışmalar, Cinselliğe dair gerçeküstü ve hatalı beklentiler, Cinselliğe dair edinilmiş hatalı bilgiler, Hatalı öğrenilmiş davranışlar, Utanç, suçluluk, günahkârlık duygularına kapılma, Cinselliğin yasaklandığı tutucu ve katı ahlak kurallarının bulunduğu toplumlarda yetişme, Evlilik problemleri ve çatışmaları, Eşler arası uyumsuzluk, Eşlerin ikisinden birinde cinsel yaşamı olumsuz yönde etkileyen psikiyatrik bir hastalığın bulunması (depresyon gibi), Kişinin kendi bedenine, özellikle cinsel organlarına dair olumsuz düşünceler içerisinde olması.

Her şey ergenlikte başlıyor

Cinsel istek azlığı ergenlik döneminden itibaren başlar ve tedavi edilmediğinde tüm hayatınızı etkileyerek devamlılık gösteriyor. Özellikle tutucu toplumların bu cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkışında büyük etkisi bulunuyor. Hem yasak olarak baskılanan bu dürtü gerdekte yaşanması için hazırlanıp sunulan bir armağan arasındaki çelişki.

Özellikle kız çocuklarında doğdukları andan itibaren başlayan ayıp günah gibi cinsel yasaklar ile baskılar kişilerin cinsel güdülerini bastırmasına ve zamanla cinselliğe ve kendi bedenine yabancılaşmasına neden oluyor.

Önceleri bir problem yokken sonradan cinsel istek azlığı ortaya çıkabiliyor. Ayşe Elif Orhon bunun nedenlerini ise şöyle sıraladı:

Kronik hastalıklar Kişinin kullandığı ilaçlar Alkol kullanımı Uyuşturucu madde kullanımı Menapoz Emzirme dönemi Psikiyatrik bozukluklar Eşler arası çatışmalar Kişinin cinsel bir travma yaşamış veya cinsel şiddete maruz kalmış olması, cinselliği tek taraflı yaşaması.

Tedavisi var mı?

Uz. Klinik Psikolog Ayşe Elif Orhon cinsel istek azlığının tek ve geçerli tedavi yönteminin cinsel terapi olduğunu söylüyor ve ekliyor “Cinsel istek azlığı yaşayan kadınlar uzmana başvurmadığı ve tedavi edilmediğinde yaşayacakları haz deneyiminden vazgeçmiş olurlar ve partnerleriyle ilişkileri ciddi şekilde etkilenir. Bunun nedeniyse cinsel ilişki çiftler arasındaki bir iletişim ve yakınlaşma şekli ve sürecidir. Bu süreçte meydana gelen aksaklıklar hem bireyi hem de çiftin ilişkisini olumsuz yönde etkileyip sekteye uğratabilmektedir.”

Cinsel işlev bozukluklarının hepsinde çiftin ortak yaşadığı bir problem ve terapiye iki kişinin de katılması gerektiriyor. Dolayısıyla terapide partnerin eşlik etmesi, destekleyici bir tutum içerisinde olunması büyük önem taşıyor.

 

sizlere www.netkadinlar.com farkıyla sunulmuştur

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir